Kim ne derse desin Davosta Babakanımızın kendisine ve makamına yapılan saygısızlıa karı rest çekmesi çoumuzun gösünü kabartmıtır. En azından tanzimat döneminden bu yana içimize ilenmekte olan aaılık kompleksini kırmak için güzel bir örnek oldu bize Neyse tabi geride bıraktıımız yüzyılda buna benzer restlermeler elbette olmutu. Bakalım bu seferki reslemelerdeki kahramanlarımız ve olaylar nelermi:

SARACOLUNUN MOLOTOV VE STALINLE İMTİHANI

1 Eylül günü Alman ordularının Polonyaya girmesiyle II. Dünya Savaı fiilen baladı. 3 Eylülde İngiltere ve Fransa, Almanyaya sava ilan etti. Büyük sava tüm Avrupayı sarmaya balamıtı. Sovyet Rusya, Almanlar ile bir saldırmazlık paktı imzalamıtı. Tam olarak hangi tarafta olduu belli deildi ama en azından Almanların imdilik karısında olmayacaı belliydi. Peki Türkiye bu durumda Sovyetlerle ne yapacaktı Müzakere hazırlıklarına balandı. Zaten 9 Temmuzda Moskovaya bildirilen projede Karadeniz ve Boazlar bölgesinde savaı dourabilecek bir saldırı karısında Türkiye ve Sovyetler Birliinin fiilen ibirlii yapacaını öngörüyorlardı. Ayrıca imzalanacak bir Türk-Sovyet antlamasına İngiliz-Fransız çekincesi konacaktı.

Bütün bu gelimeler üzerine 15 Eylülde Dıileri Bakanı ükrü Saracolu, Moskovaya davet edildi. İki gün süren gemi yolculuunun ardından Sovyet Rusyanın liman kenti Odessaya gece yarısı vardılar. Limanda birkaç alt düzey memur tarafından karılandılar. Bu durum can sıkıcıydı ama asıl karılamanın Moskovada yapılacaı söylenerek durum Sovyet yetkililerce telafi edilmeye çalııldı.

Spiridonova adındaki konukevinde aırlandılar. Yabancı misafirlerin aırlandıı bu bina eski yapı olmasına karın zamanında birçok ünlü misafiri konuk etmiti. ç günü aan yol tüm heyeti fazlasıyla yormutu. Odalarına çekildiler.
Saracolu da üstünü deitirip yataa uzandı ama bırakın uyumayı, düzgün bir ekilde yatmak bile mümkün deildi. Kamburu çıkmı yataın içinde toplanan pamuklar eni konu tepecikler oluturmutu. Saracolu burada uyunmaz diyerek odadan çıkıp Feridun Cemalin odasının kapısını çaldı.

Bir yandan da söyleniyordu:
– İlk andan itibaren bizi bıktırmaya bezdirmeye çalııyorlar. Benim yataın halini bir görsen.
– Efendim benimki de iyi deil. Ama isterseniz siz bu odaya buyurun.
– Hayır ben uradaki koltukta kıvrılıp uyumaya çalıacaım. Eer uyuyamazsam bakarız bir çaresine.
Ruslar psikolojik savaı balatmılardı.

***

Ertesi gün ikili görümelere geçildi.
Sovyet Hariciye Komiseri Molotov toplantı sırasında aniden Saracolunun önüne bir kaıt uzattı. Saracolu kaıdı eline almadan Nedir bu diye sordu. Molotov, Montreux Anlamasındaki bazı maddelerin tadiline ilikin bir düzenleme olduunu söyledi. Türkiyenin Montreux anlamasıyla kazandıı hakları Ruslarla paylamasını öngörüyorlardı. Saracolu böyle bir düzenlemeyi konumanın gereksiz olduunu belirterek kaıdı eline dahi almadı:
– Böyle bir teklifi kabul etmemiz mümkün deildir.
Molotov, Saracolunun kararlı tutumu karısında biraz aırsa da hamlesini sürdürdü:
– Bu kararınızı Ankaraya sormadan mı vereceksiniz
– Evet. Ankaraya sormaya gerek yoktur. Yetkim bunu burada reddetmeye yeterlidir!
Artık her ey Stalinle yapılacak görümeye kalmıtı.

***

Ertesi sabah Molotovla yapılacak görüme ani bir kararla ertelendi. Molotov Alman Hariciye Vekili Ribbentropu kabul edeceini söyleyerek Saracolundan özür diledi. Ve görümelerini bir gün sonraya ertelemeyi teklif etti. Alman
Dıileri Bakanının bu ani ziyaretinin bir sebebi de Türkiyenin bir gün önce Türk-Fransız-İngiliz ortak metnini paraf ettiinin duyulmasıydı. Gerçi anlamaya son ekli verilmemi ve askeri stratejik birçok konu henüz bolukta bırakılmıtı ama yine de Türkiye, Dıileri Bakanına yapılan Sovyet teklifine bu parafla karılık vermeyi planlamıtı.
Tam bir satranç maçı onanıyordu.

Saracolu, Alman Dıileri Bakanının geliini ve kendi programlarının ertelendiini duyduunda öfkeden çılgına dönmütü:
– Ne yaptıklarını sanıyor bunlar! ocuk oyuncaı mı bu!
fkeyle kaldıkları konukevinin salonunda bir aaı bir yukarı turlamaya baladı.
Yoo anladım. Bunların niyeti bizi bıktırmak, sinirlerimizi altüst etmek. Ama öyle yama yok. Direneceiz! Hemen Paayla konumamız lazım diyerek Moskova Elçiliine doru harekete geçti. İsmet Paa ile yapılan ifreli telsiz konumasında durumu olduu gibi anlattı. Paa durumun nezaketsiz bir davranı olduunu anladıını ancak her ne olursa olsun beklemek gerektiini söyledi.

Saracolu da bunu tahmin etmiti zaten. Mecburen bekleyeceklerdi.

Ruslar, resmi temas olmayacak bu günde Türk heyetine bir program hazırlamayı da ihmal etmediler. Sovyet Hariciyesinde protokol ef yardımcısı olan Pontikov, Türk heyetine mihmandarlık yapacaktı. İlk günün programında önce bir tarım sergisi vardı. Sovyetlerde üretilen tarım ürünleri ve hayvancılıkla ilgili ayrıntılı bilgi verildi. Akam ise Boloy Balesinde yer ayrılmıtı. Gönülsüz olarak baleye gittiler. Ancak akılları Rus-Alman görümesindeydi.
Asıl can sıkıcı haber ertesi gün ortaya çıktı. Sovyet-Alman anlaması imzalanmıtı. Anlamada her iki ülkenin de birbirine gerek askeri gerekse ekonomik destek olacaı ve barıı salamak üzere ortak hareket edecekleri yazılıydı.
Herkes hem yanındakine hem de karısındaki ülkeye durmadan mesaj veriyordu.

Rusların Türk heyetiyle yeniden görümek üzere verdikleri randevu tarihi 1 Ekim oldu. Bu kez görümelerde Devlet Bakanı Jozef Stalin de olacaktı. Akam saatlerinde Kremlin Sarayında yerini alan Türk heyetinde heyecan yüksekti. Bu kez kartların daha açık olacaı bir görüme bekleniyordu ancak yine de zorlu geçecei muhakkaktı.

Molotov ilk günkü görümelerde cebinde taıdıı notu görümelerin baında yeniden masaya taıdı. Boazlarla ilgili taleplerini yineliyordu. Ayrıca Sovyetler Birliinin Bulgaristan ve Romanyadan toprak talepleri konusunda Türkiyenin tarafsız kalması isteniyordu.

Tabii bunları dile getiren Sovyet Hariciye Komiseri Molotovdu. Stalin iyi polisi oynuyordu. Bütün taleplerini Hariciye Komiserine söyletiyor, kendisi de iyimser ve yumuak bir hava yaratmaya çalıarak denge yaratmaya çabalıyordu.
Stalin, Molotovun yeniden masaya taıdıı notu aldı, ilk defa görüyor gibi batan sona okudu, yüzünü buruturdu ve Bu çok kötü yazılmı, bunu geri çekiyorum dedi. Türk tarafında tedbirli bir iyimserlik havası belirse de ilerleme henüz salanamamıtı. Stalin üçlü ittifakta yer alan Sovyet çekincesinin daha kalın çizgilerle belirtilmesini ve Türkiyenin her ne koulda olursa olsun Sovyetlerle savamamasını istiyordu. Ayrıca Romanya ve Yunanistana yapılacak saldırılarda Müttefiklerle beraber savaa girme ilkesinin gözden geçirilmesini istiyordu.

Aslına bakılacak olursa Stalinin talepleri çok aır deildi. Ancak bu karar için Fransa ve İngiltereye de danıılması gerekliydi. Saracolu olumlu bir sonuç çıkmayabileceini söylese de Stalin Deneyelim dedi.
Saracolu kabul etti.

Durum Ankaraya bildirilecek ve elçiler vasıtasıyla Müttefik ülkelerin görüleri alınacaktı. Yorucu gün böylelikle sona ermi, 5.5 saatin sonunda Ankarada merakla bekleyen İnönüye görümelerin raporu sunulduktan ve gelinen nokta aktarıldıktan sonra havayı özetleyen bir cümle iletilmiti:

Bugünkü temaslara görümeden ziyade bouma adı verilebilir!
Saracolunun bu telgrafı aslında çok eyi özetliyordu. Akam kaldıkları
konukevine dönerken Feridun Cemale mırıldandı:
– u Rusların baı bir sıkısa!.. Yemin ederim kalkıp zeybek oynayacaım.

oeralp1İsterseniz Rum İmparatorluu deyin
ORHAN Eralp deneyimli bir büyükelçimizdi. Milli mücadele kahramanlarımızdan Kazım zalpin yeeniydi, ne yazık ki dramatik bir intiharla yaamına son verdi. Ama Eralpi asıl unutulmaz kılan Birlemi Milletlerde yaptıı ünlü konumaydı. Kıbrıs Rumlarının Neden bizi tanımıyorsunuz 150 BM üyesi ülke tanıdı yollu satamalarına verdii cevap hiç unutulmadı: Kıbrıs sorunu bir cebir denklemidir. Bu denklemin xi de Türkiyedir. Tüm dünya sizi tanısa bile Türkiye sizi tanımadıkça bu denklem çözülemez. imdi kendinize isterseniz Kıbrıs Rum imparatorluu bile diyebilirsiniz!

sehzade-yusuf-izzeddinBulgar Kralının arkasında yürümem!
VELİAHT Yusuf İzzeddin Efendi, 1910da VII. Edwardın cenaze töreninde Osmanlı İmparatorluunu temsil etmiti. Protokolce hazırlanan programa göre kendisinin Bulgar Kralının arkasından yürüyeceini gören Veliaht Yusuf İzzettin Efendi, Ben burada Osmanlı İmparatorluunu temsil ediyorum. Katiyen Bulgar Kralının arkasından yürümem diye dayatmıtı. Durum İngilizleri telaa düürmü, fakat ısrar karısında Veliahtı Bulgar Kralının önüne almaktan baka çare bulamamılardı.

ismetinonu İsmet Paadan koltuk salvosu
LOZAN Barı Konferansının ilk günü, toplantı Mont Benon Gazinosunda yapılacaktı. Türk delegasyonunu temsilen salona gelen İsmet İnönü, karılatıı manzaraya hemen tepkisini gösterdi. Salonda kendisine öteki heyet bakanlarına göre daha küçük bir koltuk ayrıldıını gördü. Nedenini sordu. Aynı boyutta bir baka koltuk bulunmadıı yanıtını aldı. O takdirde bulunduu zaman toplantıya girerim dedi. Odasına çekildi. İnönünün bu ilginç tepkisi etkili oldu. ok geçmeden Lord Curzonunki gibi aynı boyutta bir koltuk bulunup yerine konuldu.

Kaynak:uzmanportal.com