Peygamberimizin müjdeleyen bir rüyası
SEVGİLİ Peygamberimiz, bütün yeryüzüne gönderilmiti. Onun daveti bir ırka, millete, kavme veya yöreye deil, bütün insanlıadır. Onun için Kuran-ı Kerim’de “Ey Araplar!” tarzında bir çarı cümlesi bulamazsınız. Kuran’daki bütün hitaplar, “Ey insanlar, ey iman edenler” eklinde geneli kuatır.

Kuran-ı Kerim, Hz. Peygamber’in misyonunu, “Seni bütün insanlıa müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik” (Bakara 19, Sebe 28, Fatır 24, İsra 105, Furkan 56, Ahzab 45, Fetih 8) cümlesiyle duyurmutu. Halbuki kendisinden önce gelen peygamberler belli bir ırka, bölgeye veya kavme indirildi.

İte bu Peygamber (SAV), bütün çabasını insanlıın hidayetine yönlendirdi. nce imanı öretti. Allah’a imana ve itaate çaırdı. Sonra Yüce Rabb’e ibadet etmeye, kötülüklerden vazgeçmeye, ahlaki zafiyetleri ıslah etmeye, erdemli tavırlarda bulunmaya davet etti. Bazen konuarak, bazen konuturarak, bazen bakarak, sadece lisanı haliyle (duruuyla), bazen de ikna etmenin en güzel yöntemlerini kullanarak bunu salamaya çalıtı.

* * *

Bu anlamda Efendimizin gördüü ve aktardıı bazı rüyalar da önemli yer tutar. O, gördüü rüyaları paylaır, sonra da yorumlardı. O’nun gördüü rüyalar, apaçık ve müjde dolu rüyalardı. İnsanları balardı. ünkü peygamberlerin rüyaları da bir anlamda vahyin bir parçasıdır.

İte bu yazımızda, toplumu ıslah etmek için büyük çabalar gösteren Peygamberimizin müjde ve umut dolu rüyalarından birine yer vereceiz. Efendimiz (SAV) buyuruyor:

Dün gece acayip bir rüya gördüm: lüm melei, ümmetimden birinin canını almaya geldi, ana-babasına iyilii onu çevirdi.

mmetimden birini kabir azabı ona açılmıken gördüm. Abdesti geldi, onu bundan kurtardı.

Yine birini eytan korkutuyordu, zikri geldi, aralarına engel oldu.

mmetimden birini gördüm; susuzluktan dili dıarı çıkmı, havza ne zaman gelse men ediliyordu. Orucu geldi, onu suladı.

mmetimden birini gördüm; azap melekleri korkutuyordu. Namazı geldi, ellerinden kurtardı.

mmetinden birini gördüm; nebiler halka halka oturmulardı. Onlara yaklamak isteyince kovuluyordu. Gusül abdesti geldi, elinden tuttu. Onu benim yanıma oturttu.

Yine ümmetimden birini gördüm; onun arkası, saı, solu, üstü, altı karanlık idi. O ise akın halde idi. Haccı ve umresi geldi, onu karanlıklardan çıkardı, nura girdirdi.

mmetimden birini gördüm; müminlerle konuuyor, fakat müminler onunla konumuyorlardı. Sıla-i rahim (akrabalarıyla ilgilenmesi) geldi, “Ey müminlerin topluluu! Onunla konuun” dedi. Konutular.

mmetimden birini gördüm; atein hücumunda kalmıtı. Alev yüzünden eline geliyordu. Sadakası geldi; yüzüne perde, baına gölge oldu.

mmetimden birini gördüm; cehennem melekleri onu yakalamı. Emr-i bil-maruf, nehy-i anil-münker (iyilii emretmesi, kötülükten sakındırması) onu ellerinden kurtardı. Onu rahmet meleklerinin yanına dahil etti.

mmetimden birini gördüm; dizleri üzerine oturmu, onunla Allah arasında hicap var. Güzel ahlakı geldi, elinden tuttu, onu Allah’ın huzuruna girdirdi.

mmetimden birini gördüm; sayfası sola uçtu. Allah korkusu (ve Allah’ı sevmesi) geldi, sayfasını yakalayıp sa tarafa getirdi.

mmetimden birini gördüm; mizanı hafif geliyordu. ok çalıması geldi aırlatırdı.

mmetimden birini gördüm; cehennemin kıyısında duruyordu. Takva ile hareket etmesi geldi, onu kurtardı, biraz geçti.

mmetimden birini gördüm; cehenneme atıldı. Allah için dökülen gözyaları geldi, onu oradan çıkardı.

mmetimden birini Sırat’ta dururken gördüm; hurma dalının titremesi gibi titriyordu. Allah’a olan hüsn-ü zannı (Allah’ı unutmaması ve Allah’ı terk etmemesi) geldi, titremesi durdu. Biraz geçti.

mmetimden birini bazen sürünüyor, bazen emekliyor, bazen takılıyor gördüm; bana olan salavatı geldi. Elinden tuttu, onu kaldırdı, Sırat’ı geçti.

mmetimden birini cennetin kapısına kadar gelmi gördüm; kapı içten kapanıyordu. La ilahe illallah ehadeti geldi, kapılar açıldı, onu cennete girdirdi.

* * *

Hayatı boyunca hep güzele çaıran bu sevgili davetçinin cennetten sunduu u manzara ile yazımızı sonlandıralım: “Cennete girdim. Kuran sesini iittim. Kim bu okuyan diye sordum. Orada bulunanlar cevaben, Numan olu Harise’dir, dediler. Harise’nin içinde bulunduu nimetin sebebi udur: O, anasına, babasına karı çok saygılıdır.”

SORALIM RENELİM

Radyo, teyp veya televizyonlardan secde ayetlerini dinleyen kimsenin tilavet secdesi yapması gerekir mi

Yaren FINDIKCI/ALMANYA

Kuran-ı Kerim’de on dört yerde secde ayeti bulunmaktadır. Bu ayetleri okuyan veya iiten kiinin, tilavet secdesi yapması gerekir. Tilavet secdesi, ayetteki ilahi mesajı okuyan veya dinleyen kiinin, yaradanına itaatinin ifadesidir. Bu itibarla radyo, teyp veya televizyondan da olsa, ilahi mesajı iiten kiinin, tilavet secdesi yapması gerekir. Ancak, okunan ayetlerin tilavet secdesi olduunu bilmeyenler, tilavet secdesi yapmakla yükümlü deildirler.

Yatarak Kuran okumak ve dinlemek caiz midirSerdar BOMBACI/İSTANBUL

Kuran-ı Kerim’i okumak isteyen kimsenin abdest alıp kıbleye doru oturarak okuması, Kuran’a saygının bir ifadesidir. Ancak Kuran’da, ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anmak tavsiye edilmektedir (Ali İmran 3/191). Kuran da Allah’ın zikri olduundan, herhangi bir saygısızlık kastı olmaksızın, yatarken Kur’an okumak ve dinlemekte sakınca yoktur.

Kadınların özel hallerinde (ádet ve lousalık) yapamayacakları eyler nelerdirZeyneb YRK/ORDU

Kadınlar regl (hayız) ve lousalık hallerinde, cinsel ilikide bulunamaz (Bakara 2/222), namaz kılmaz, oruç tutmazlar (Buhari, hayz 1; Müslim, hayz 14-15). Bu konuda müçtehitler görü birlii içindedirler. Kadınlar regl (hayız) ve lousalık hallerinde kılmadıkları namazları daha sonra kaza etmez, ancak oruçları kaza ederler. Kadınların bu hallerinde, namaz ve oruçtan muaf tutulmaları, onların pis olmalarından deil, psikolojik ve fizyolojik yüklerini hafifletme amacına yöneliktir. Dier taraftan kadınlar, bu hallerinde müçtehitlerin büyük çounluuna göre Kábe’yi tavaf edemezler. İslam, kadını bu durumda manen ve maddeten temiz ve duru kabul eder. Ancak ibadet konusunda yükümlü kılmak istemez, rahatlatmak ister.