sudenaz002_normal_Part_The_Skies2C_San_Isabel_National_Forest2C_Colorado

Halk dilinde “Kul hü” olarak da anılan İhlâs’ı yediden yetmie herkes bilir.

İhlâs’ın içinde barındırdıı esrarı Peygamberimiz’den öreniyoruz.

iHLAS Suresi_jpg

Ebû Hureyre anlatıyor:

Bir gün Allah Resulü (a.s.m.) “Toplanınız, size Kur’ân’ın üçte birini okuyacaım” buyurdu.

Bunun üzerine toplanan toplandı. Sonra Resulullah (a.s.m.) hane-i saadetlerinden çıktı, geldi, Kul huvallâhu Ehad’i okudu ve tekrar hane-i saadetlerine girdi.

Biz kendi aramızda öyle konutuk: “Resulullah (a.s.m.) ‘Size Kur’ân’ın üçte birini okuyacaım” buyurmutu. Ben kuvvetle tahmin ediyorum ki, bu, kendisine gökten gelen bir haberdir.”

Daha sonra Resulullah (a.s.m.) çıktı, geldi ve öyle buyurdu:

“Size Kur’ân’ın üçte birini okuyacaımı söylemitim. Dikkat ediniz, o sure Kur’ân’ın üçte birine denktir.”

***

İhlâs Suresi hem dünyanın hem de âhiretin mutluluk vesilesidir. Bu iki sırrı Peygamberimiz öyle dile getirir:

“Günde iki yüz defa İhlâs Suresi’ni okuyan kimsenin, borcu hariç elli senelik günahı baılanır.

“Uyumak için yataa giren kimse sa tarafı üzerine yatar, sonra yüz defa İhlâs Suresi’ni okursa; kıyamet gününde Cenab-ı Hak o kula öyle der:

“Ey kulum! Cennete sa taraftan gir.”

***

İhlâs Suresi sevginin bir alameti, cennetin bir anahtarı mesabesindedir.

Kuba Mescidi’nde imamlık yapan bir sahebi vardı. Namaza durunca önce İhlâs Suresi’ni okur, ardında istedii bir sureye geçerdi. Her rekâtta böyle yapardı. Cemaatten arkadaları kendisine:

“Sen bu sureyi okuyorsun, sonra da onu yeterli bulmayarak baka bir sure okuyorsun. Ya sadece bu sureyi oku veya onu bırak, baka bir sure oku” deyince:

“Ben bu sureyi bırakacak deilim. Bu sure ile size namaz kıldırmamı istiyorsanız kıldırırım, istemiyorsanız sizi bırakırım” cevabını verdi.

Sonra durumu Resulullah’a (a.s.m.) bildirdiler. Resulullah (a.s.m.), kendisine “Cemaatinin sözünü ettii eyden seni alıkoyan ve her rekâtta bu sureyi okumaya seni sevk eden sebep nedir” diye sordu.

“Yâ Resulallah, ben bu sureyi seviyorum” dedi.

Bunun üzerine Resulullah (a.s.m.), “Bu surenin sevgisi seni cennete girdirecektir” buyurdu.

***

Bediüzzaman hadislerde geçen sevapların bir mübalaa/abartı olmadıını bir misalle öyle açıklar:

Meselâ, içinde mısır ekilmi bir tarla farz edelim ki, bin tane ekilmi. Bazı habbeleri yedi sümbül vermi farz etsek, her bir sümbülde yüzer dane olmusa, o vakit tek bir habbe, bütün tarlanın üçte ikisine karılık olur.

Meselâ birisi on sümbül vermi, her birinde iki yüz dane vermi. O vakit bir tek habbe, asıl tarladaki habbelerin iki misli kadardır. Ve böylece kıyas et.

imdi, Kur’ân-ı Hakîm’i, nurlu, kutsi semavi bir tarla olarak düününüz. İte, her bir harfi, asıl sevabıyla birer habbe hükmündedir. Onların sümbülleri nazara alınmayacak.

Meselâ, Kur’ân-ı Hakîm’in üç yüz bin altı yüz yirmi harfi olduundan İhlâs Suresi besmeleyle beraber altmı dokuzdur. ç defa altmı dokuz, iki yüz yedi harftir.

Demek, İhlâs Suresi’nin her bir harfinin sevabı bin be yüze yakındır. İte, buna kıyas edilerek bakalarını da tatbik etsen, ne kadar lâtif, güzel, doru ve mübalaasız bir hakikat olduunu anlarsın. (Sözler, “Yirmi Dördüncü Söz, Dokuzuncu Asıl”)

Mehmet PAKSU’nun yazısı…

Bugün