Bir laboratuarda deney yapılıyor. İçinde bir büyük ve çokça küçük balıın olduu kocaman bir akvaryum konuyor.

Haliyle, büyük olan acıktıkça küçükleri yiyor…

Daha sonra akvaryumun ortasına dikey bir cam yerletiriliyor, böylece akvaryum ikiye ayrılıyor. Büyük balık bir tarafa küçük balıklar da dier tarafa yerletiriliyor. Büyük balık cam bölmeyi geçmek ve küçük balıkları yemek için defalarca deneme yapıyor. Bu durum tam 28 saat boyunca sürüyor. 28 saatin sonunda büyük balık artık dier tarafa geçmek için mücadele etmeyi bırakıyor.

Deneyin sonunda cam bölme kaldırılıyor. O da ne!!! Büyük balık küçükleri yemek için hiçbir hamle yapmıyor. Saatler geçtii hâlde onları yemedii görülüyor.

Buna psikolojide ‘renilmi Güçsüzlük’ deniyor.

İstatistiklere göre bir çocuk ergenlik yaına gelinceye kadar ortalama 148.000 defa anne babasının, ‘yapma; elleme, dokunma,’ gibi sözlerini duyuyormu.

Böyle olunca da çocukta büyüyünce ‘yapamama’, ‘edememe’ özellikleri geliiyor ve özgüvenini yitiriyor.

ZİHİNSEL G

İki çocuklu bir aile hafta sonunu piknik yaparak geçirmeye karar verirler. Piknik yerine vardıklarında anne yemei hazırlarken, çocuklar babalarıyla birlikte yürüyüe çıkar. Uzun bir yürüyüten sonra oldukça yorulan küçük çocuk yalvarırcasına bakan gözlerle, ‘Babacıım çok yoruldum.

Lütfen beni kucaında taır mısın’ der. Baba; ‘Ben de yorgunum olum” der demez çocuk alamaya balar. Baba tek kelime etmeden aaçtan bir dal keser. Dalı bıçakla biçimlendirip, çocua zarar vermeyecek biçimde yontar. Sonra dalı oluna verir. ‘Al olum, sana güzel bir at’ der.

ocuk sevinçle dal parçasından yontulmu ata biner ve sıçrayarak, ata vurarak annesinin yanına doru gitmeye balar. Babasını ve ablasını geride bırakmıtır bile…

Baba gülerek kızına: ‘İte yaam budur kızım. Bazen zihnen ya da bedenen kendini çok yorgun hissedeceksin. İte o zaman kendine denekten bir at bul ve nee ile yoluna devam et. Bu at, bir arkada, bir arkı, bir çiçek, bir iir yada bir çocuun tebessümü olabilir.’

Denekten atınız hiç eksik olmasın.