Adolf Hitler ve kardei arasıdaki garip diyalog

almanların ünlü diktatörü ve malum herkez tarafından bilinen bir yazar!!! olan adolf hitler, yahudilere soykırım yaptıı dönemlerde kendisinden daha hassas ve insancıl olan kardeiyle konuuyorlardı. ama adolf hitler kardeini her zaman bir düman olarak görmekten kendini alıkoyamıyordu. neredeyse yahudilerden farksızdı hatta onlardan bile tehlikeliydi gözünde. adolf hitler kardeiyle masada yemek yerken birden belinden silahını çekti ve masanın üstüne koydu.
kardeine;
– al bu silahı ve beni vur!!!

kardei akın bir ekilde;
– ama sen benim aabeyimsin neden seni öldüreyimki

adolf hitler çok sakin ve soukkanlı bir ekilde;
– çünkü sen beni öldürmezsen ben seni öldürücem
çünkü senin bir gün beni devirip alman ordusunun baına geçme olasılıı uykularımı kaçırıyo.

kardei;
– hayır ne senin yerine geçmek gibi bir düüncem var nede u an seni öldürmek

iyi peki der adolf hitler ve hiç düünmeden silahı masadan alır ve öz kardeini akaından vurarak öldürür.

lümle İlgili Bir Kaç Garip Bilgi

# İlk ölüleri topraa gömme ilemi, İspanya’nın Atapuerca bölgesinde 350 bin yıl öncesine kadar dayanıyor.

# Bütün ölümlerin temelinde oksijen eksıklii yatar.

# lümün ilk üç gününde enzimler yemee baladıınız gibi sindirilmeye devam ediyor. Parçalanan hücreler baırsaklarda yaayan bakterilerin yemei oluyor.

# ABD’de gömülen cesetler, topraa her yıl ortalama 3 milyon litre sıvı bırakıyor.

# Bİr İsveç irketi, cesetleri çeitli kimyasal maddelerle donduruyor. Ceset, bir tüpün içinde 6 ila 12 ay arasında ayrııyor ve tamamen yok oluyor. Böylece çevreye zarar verilmediini iddia eden irket, buna ‘ekolojik defin’ diyor.

# Hindistandaki Zerdütler, cesetleri akbabaların yemesi için açık alana atıyor.

# İNGİLİZ Kraliçesi Victoria’nın kocası Prens Albert, bornozu ve elinin alçısıyla gömülmek için ısrar etmiti.

# Madagaskar’da aileler akrabalarının kemiklerini çıkarıp törenle köyün etrafında dolatırıyor. Daha sonra da kemikler yeni bir kefene koyulup yeniden gömülüyor. Eski kefen, yeni evlenene veriliyor veya çocuu olmayanların yataklarına seriliyor.

# 19′uncu yüzyılda Mısır’da demiryolu inaatı yapan irket, mumyaları lokomotiflere yakıt olarak kullandı. Böyle büyük tasaruf yaptılar.

# İngiliz filozof Francis Bacon, tavuu dondurmak istedi. Tavuun içini karla dolduran Bacon, souktan hastalıa yakalandı. 1926 yılında da zatürreeden hayatını kaybetti.

# Embrİyonik geliim döneminde organların oluumunda bazı hücreler ihtihar ediyor. Eer bazı hücreler ölmeseydi, ördekler gibi taraklı ayaklarla doardık.

# 1907 yılında Massachussettsli bir doktor, özel bir ölüm döei tasarladı. Sonra da insan vücudunun ölüm anında 21 gram kaybettiini rapor etti. Bu nedenle ruhun 21 gram tuttuu varsayılıyor.

# ABD’de insanların yüzde 80′i hastanede ölüyor.

# ABD’NİN New York kentinde cinayet kurbanından çok intihar eden insan var.

# İnsanlıın balangıcından beri 100 milyar insanın öldüü sanılıyor

Albert Einstein’ın Hocasına Cevabı.. (GARİP BİR CEVAP)

Bir üniversite profesörü örencilerine u soruyu sorar;
– Var olan her eyi Allah mı yarattı

Cesur bir örenci ayaa kalkar ve yanıtlar.

– Evet, her eyi Allah yarattı!

Profesör sorusunu yineler ve örenci yine ‘evet efendim’ diye yanıtlar. Kaynakwh: Albert Einstein’ın Hocasına Cevabı..
Profesör devam eder;

– Eer hereyi yaratan Allah ise ve eytan var olduuna göre eytanı da
Allah yaratmı olur ve çalımalarımızda uyguladıımız ‘kesinletirme’ prensibine göre de (haa) Allah eytandır. (Bu söz konusu bile olamaz ancak profesörün cevabı böyledir ne yapalım )

renci böyle bir önerme karsısında aırır ve yerine oturur. Profesör ise Kaynakwh: Albert Einstein’ın Hocasına Cevabı..
örencilerine bir kez daha Allahın bir efsane olduunu kanıtlamaktan ötürü oldukça mutludur.
Bu arada bir örenci ayaa kalkar ve
-Bir soru sorabilir miyim profesör der.

Profesör de sorabileceini söyler. renci ayaa kalkar ve

– Souk var mıdır diye sorar.

Profesör;

– Nasıl bir soru bu böyle Tabiî ki vardır, diye cevaplar. Sen hiç souktan üümedin mi’

renci;

– Aslında, fizik yasalarına göre souk yoktur, hayatta/gerçekte biz souu, sıcaklıın yokluu olarak düünürüz. Herkes veya nesneler o enerji oradaysa veya bir ekilde enerji iletiyorsa onu deneyimler. rnein, mutlak 0 (-460 derece F) sıcaklıın kesin yokluudur (hiç olmadıı seviyedir). Bütün maddelerin bu seviyede reaksiyon verme özellikleri bozulur ve deiir. Souk yoktur, o yalnızca sıcaklıın yokluunda
duyumsadıklarımızı tarif etmek için yarattıımız bir kelimedir, der ve devam eder,

– Profesör, karanlık var mıdır

Profesör;

– Tabiî ki vardır.

renci cevaplar:

– Korkarım gene yanılıyorsunuz efendim. ünkü karanlık da yoktur.
hayatta/gerçekte karanlık, ııın yokluudur. Biz ıık üzerinde çalıabiliriz ama karanlıı çalıamayız. Gerçekte, biz Newton’un prizmasını kullanarak beyaz ııı kırar ve renklerin çeitli dalga uzunlukları üzerinde çalıabiliriz. Ama karanlıı ölçemeyiz. Bir basit ıık ıını karanlık bir mekânı aydınlatarak karanlıı kırmı olur. Yani karanlıı geçersiz kılar. Siz belli bir mekânın/uzayın ne kadar karanlık olduundan nasıl emin olursunuz Iıın miktarını ölçersiniz! Bu dorudur deil mi Karanlık insanlık tarafından, ııın olmadıı yer/mekân için kullanılan bir kelimedir. Son olarak örenci profesöre gene bir soru sorar;

– Efendim eytan var mıdır

Bu kez profesör pek emin olamamakla birlikte yanıtlar;

– Tabiî ki. Açıkladıım gibi, biz onu her gün, her yerde onu görürüz. eytan/kötülük, bir kiinin baka bir kiiye her gün sergiledii insaniyetsizliinin bir örneidir. O, dünyadaki ilenmi bütün suçlarda,
iddette yer alır. Bunların hepsi eytanın kendisinden baka bir ey de
deildir, der.

renci devam eder;

– eytan yoktur efendim. Yani o kendi baına yoktur. eytan basit olarak, aynen karanlık ve soukta olduu gibi insanın Allahın yokluunu tarif etmek üzere yarattıı bir kelimeden ibarettir. Allah eytanı yaratmadı. eytan/kötülük, insanın Allah sevgisini yüreinde duyumsamadıı zaman edindii tecrübelerin bir sonucudur. O aynen, sıcaklıın olmadıı yere gelen souk ya da ııın olmadıı yere gelen karanlık gibidir.

Profesör yerine oturur. Genç örencinin adı ALBERT EINSTEIN’dir.